20 Mayıs 2026 Çarşamba
Samsun Son Dakika Haberleriyle Şehrin Gündemini Yakından Takip Edin
Samsung’da kritik grev son anda askıya alındı
Yaz Sezonunda En Çok Talep Gören Promosyon Ürünleri
Buzdolabım Çok Ses Çıkarıyordu: Evde Kendim Nasıl Çözdüm? (Gerçek Deneyim)
Restoran Yönetiminde Hız ve Verimlilik: Sepet Takip Adisyon ve Yazarkasa Entegrasyonu
Enerji dönüşümünün hızlanmasıyla birlikte dünya madencilik sektöründe tarihi bir kırılma yaşanıyor. Elektrikli araçlar, yapay zeka destekli veri merkezleri, batarya teknolojileri ve yenilenebilir enerji yatırımları nedeniyle kritik metallere olan talep hızla artarken, sektör artık kara madenlerinden çok okyanus tabanına odaklanıyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki birkaç yıl içinde derin deniz madenciliği küresel ekonominin en stratejik alanlarından biri haline gelebilir.
Uluslararası danışmanlık şirketi Arthur D. Little’ın küresel doğal kaynaklar başkanı Ilya Epikhin, 2027 yılının ticari ölçekte ilk derin deniz madenciliğinin başladığı yıl olabileceğini belirtiyor.
Sektördeki beklentiye göre Amerika Birleşik Devletleri ilk ticari lisansları vererek küresel madencilik yarışında yeni bir dönemi başlatabilir.
Bu gelişmenin, Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi (ISA) üzerinde de baskı oluşturacağı değerlendiriliyor. Uzmanlar, yeni küresel deniz madenciliği kurallarının hızla şekillenebileceğini düşünüyor.
Enerji dönüşümünün merkezindeki en kritik metaller arasında;
yer alıyor.
Ancak dünya genelinde kara madenciliğinde cevher kalitelerinin düşmesi ve yeni büyük rezerv keşiflerinin sınırlı kalması, arz tarafında ciddi baskı yaratıyor.
Özellikle bakır piyasasında yaşanan arz sıkışmasının, derin deniz madenciliğine olan ilgiyi hızlandırdığı belirtiliyor.
Derin deniz madenciliğinin merkezinde “polimetalik nodül” adı verilen mineral yumruları bulunuyor.
Bu nodüller önemli miktarda stratejik metal içeriyor.
| Polimetalik Nodül İçeriği | Ortalama Oran |
|---|---|
| Mangan | %28-30 |
| Bakır | %1 |
| Nikel | %1 |
| Kobalt | %0,2 – %0,7 |
En büyük rezerv alanlarından biri ise Kuzey Pasifik Okyanusu’ndaki Clarion-Clipperton Bölgesi olarak gösteriliyor.
Yaklaşık 4 milyon kilometrekarelik alanın 30 milyar tona kadar nodül barındırdığı tahmin ediliyor.
Uzmanlara göre derin deniz madenciliğinin en büyük avantajlarından biri, klasik kara madenciliğinde olduğu gibi büyük ölçekli kazı gerektirmemesi.
Nodüller doğrudan deniz tabanından toplanabiliyor.
Sektör temsilcileri bu sistemin;
gibi avantajlar sağlayabileceğini savunuyor.
Özellikle Japonya ve Güney Kore’nin işleme tesisleri için yatırım süreçlerini hızlandırdığı belirtiliyor.
Derin deniz madenciliği artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güç mücadelesi olarak görülüyor.
Uzmanlara göre;
kritik mineraller konusunda yeni bir rekabet dönemine giriyor.
Özellikle Kanada merkezli The Metals Company (TMC)’nin ABD’ye yaptığı ticari başvuru, sektör açısından tarihi dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Derin deniz madenciliği büyük ekonomik fırsatlar sunsa da çevresel etkileri nedeniyle yoğun tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Çevre örgütleri, deniz tabanında yapılacak vakumlama işlemlerinin;
uyarısında bulunuyor.
Bazı şirketler ise çevresel etkileri azaltmak amacıyla robotik toplama sistemleri üzerinde çalışıyor. Ancak bu teknolojilerin maliyetlerinin halen oldukça yüksek olduğu belirtiliyor.
Dünyanın en büyük bakır üreticilerinden Şili’nin arz tahminlerini aşağı yönlü güncellemesi, piyasada fiyat beklentilerini daha da yükseltti.
Şili Ulusal Bakır Komisyonu’nun yeni projeksiyonuna göre:
| Gösterge | Yeni Tahmin |
|---|---|
| 2026 Bakır Fiyatı | 5,55 dolar/pound |
| Önceki Tahmin | 4,95 dolar/pound |
| Şili Üretim Tahmini | 5,3 milyon ton |
| 2027 Küresel Talep Artışı | %2,3 |
Uzmanlar, yapay zeka yatırımları ve enerji dönüşümünün bakır talebini uzun vadeli olarak artıracağını ve arz açığının yıllarca sürebileceğini değerlendiriyor.